Durağan’da yıllardır kadın emeğinin, üretimin ve dayanışmanın simgesi hâline gelen Durakhan Anneleri Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, Tarihî Durakhan’daki yerinden ayrılmak zorunda kaldı.
Kooperatif Başkanı Nazan Akkaya, yaptığı açıklamada Tarihî Durakhan’ın ilçe kütüphanesi olarak değerlendirilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, yıllardır emek verdikleri alanı boşaltmak durumunda kaldıklarını duyurdu.
Şimdi soruyoruz:
Yıllarca “kadın üretsin, kadın güçlensin” denildi. Peki sıra o kadınların emeğini korumaya gelince ne yapıldı?
Bu kadınlar orada yalnızca çay, kahve satmadı.
Dokuma yaptı.
Yöresel ürün üretti.
Durağan’ı ve Sinop’u tanıttı.
Kadın emeğini görünür hâle getirdi.
İlçeye ekonomik ve kültürel değer kattı.
Şimdi ise yıllarca emek verilen bir mekândan ayrılmak zorunda kaldılar.
Elbette Durağan’a kütüphane kazandırılması değerlidir.
Ancak bir hizmet yapılırken başka bir değerin kapının önünde bırakılması kabul edilebilir değildir.
Üstelik Tarihî Durakhan’ın kütüphaneye dönüştürülmesi aylardır bilinen bir projeydi.
O hâlde neden kadın kooperatifi için önceden kalıcı bir çözüm hazırlanmadı?
Neden üretimin kesintiye uğramayacağı bir alan planlanmadı?
Neden yıllarca kamuoyunun önünde desteklenen kadın girişimciler, iş mekânı meselesinde belirsizlikle karşı karşıya bırakıldı?
Kadın kooperatifleri yalnızca açılışlarda alkışlanacak, protokol ziyaretlerinde fotoğraf verilecek kuruluşlar değildir.
Asıl destek, zor gün geldiğinde belli olur.
Nazan Akkaya’nın açıklamasına göre kooperatifin yeni mekân sürecinde Durağan Dernekler Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Aktan ile Durağan Gençlik Derneği Başkanı Emre Dinçkurt destek verdi.
Bu dayanışma kıymetlidir.
Ancak şu soru ortadadır:
Bir kadın kooperatifinin yıllarca verdiği emeğin devamı neden kişisel ve sivil desteklere muhtaç kaldı?
Durakhan Anneleri’nin yıllarca oluşturduğu düzen, müşteri çevresi ve Tarihî Durakhan’la bütünleşen emeği birkaç cümleyle geçiştirilemez.
Kadınların emeği dekor değildir.
Kadın kooperatifleri vitrin değildir.
Kadın emeği, ihtiyaç olduğunda hatırlanıp sonra göz ardı edilecek bir değer hiç değildir.
Bugün Durağan kamuoyunun cevap beklediği soru nettir:
Durakhan Anneleri için gerçekten sahiplenen, kalıcı ve kurumsal bir çözüm üretildi mi?
Üretilmediyse bunun hesabı kamuoyuna verilmelidir.
Çünkü mesele yalnızca bir binadan çıkmak değildir.
Mesele, yıllarca “üretin” denilen kadınların emeğinin ne kadar sahiplenildiğidir.
Durakhan Anneleri yollarına devam edeceklerini söylüyor.
Ancak geride çok önemli bir soru bırakıyorlar:
Kadın emeğine gerçekten değer veriyorsak, neden bu kadınlar yerlerinden ayrılmak zorunda kaldı?
Bu sorunun cevabını Durağan halkı da, Sinop kamuoyu da bilmek istiyor.
SİNOP Dergisi Haber Merkezi

