KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ TANIKLARINDAN ALİME ABİBULLAYEVA’NIN HİKAYESİ TÜRK BASININDA

Sovyetlerin Kırım Tatar halkını ana vatanlarından kopardığı 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımınının kurbanlarından Alime Abibullayeva’nın yaşam öyküsü Yeni Şafak gazetesinde yer buldu.

Abibullayeva’nın hüzün dolu hatıraları, gazeteci İlker Nuri Öztürk’ün yazısı ile Yeni Şafak Gazetesinin pazar ekinde tam sayfa yayımlandı.

SÜRGÜNE DAİR ACI HATIRALAR…

“75 yıldır unutulmayan acı” başlığıyla sunulan haberde, 80 yaşındaki Abibulayeva, Vatan Kırım’dan Özbekistan Semerkant’a sürgününü şu ifadelerle anlattı:

“Kendi dilinde konuşmayacaksın, yazıların olmayacak, Müslümanlığı bırakacaksın deniyordu. Yabancı ülkede akrabamız olduğu için bile baskı gördük. İnsanları hayvan taşınan trenlere bindirdiler ve farklı yerlere gönderdiler. Trenden indirip arabaya oturttular. Barakaların, gecekonduların olduğu bir bahçe avlusunda bizi bıraktılar. Bunları satın alabilirsiniz demişler ama Kırım’dan gelenlerin adını “Satkın”, yani devlete ihanet edenler, satanlar diye çıkardıkları için kimse evini bize satmadı. Erkekler savaştaydı, bütün kadınlar ve çocuklar sürgün edilmişti. Bir çingene aile sağ olsun kabul etti de ahırlarında kaldık, ben, babaannem, annem, anneannem, iki kardeşimle birlikte 6 kişi. Tenekelerden leğen yaptık, çatıları kapattık… Önce annem sonra kardeşim hastalandı. Annem hastalıktan kel olmuştu, çok zayıflamıştı. Ekmek olmadığı için annem beslenemiyordu. Tifo hastalığına yakalanmış. Basaklamaya (emeklemeye) başladığı dönemde de kardeşim açlıktan öldü. Ölmeden önce çok ağladı. Ellerini hep anneme uzatıyordu, annem hasta olduğu için emziremedi.”

“BİZİMLE BAŞ EDEMEDİLER, DİNİMİZİ DEĞİŞTİREMEDİLER”

“Kırım, Türkiye, Türkçe geçen gazete veya kitap bulsalar hemen ceza veriyorlardı. Türkçemizi Kiril alfabesiyle yazıp el altından dağıtılan gazeteler çıkarttı bizimkiler. El yazması Kur’an dağıtıyordu annem. Kaç defa evimizi polis bastı. Dedem iki defa Hacc’a gitti. Ramazan gelmeden 2 ay önce yola çıkarlarmış. Namaz vaktini göğe bakıp bilirlerdi. Ruslar, kendi dinlerine girmemizi istiyorlardı. Karadeniz inadı bizde de var. Bizimle baş edemediler, dinimizi değiştiremediler. 90 yılından sonra rahatladık diyebilirim. 2014’te ise bir gecede Rusya’nın kontrolüne geçtik. Özbekistan en azından Müslümandı, biraz daha rahat ettik. Ancak Özbeklerin hepsi bizimle konuşmuyordu. Çünkü demin dediğim gibi bizi vatanını satmış insanlar olarak görüyorlardı ve Rusya’dan korkuyorlardı.

“DÜNYA BİZİM SORUNLARIMIZI ONUN SAYESİNDE DUYDU”

Kırım Tatar Sürgününün canlı tanığı Alime Nine, Kırım Tatar halkının milli lideri Kırımoğlu’na da değinerek, “O olmasaydı bizi kimse bilmeyecekti. Dünya bizim sorunlarımızı onun sayesinde duydu. Cezaevinde kaldı, kaç yaşına gelse de mücadelesine devam ediyor. 65 yaş üstünü Kırım’da çöp gibi hastaneden atıyorlar neredeyse ama burada en öne alıp ilgileniyorlar. Türkiye’nin bizim sorunlarımızla daha yakından ilgilenmesini istiyoruz”