Yehova Şahitleri Hortladı

70’li yıllarda, biz üniversitede okurken müthiş bir Yehova Şahitleri çalışması vardı.
Bu Yahudi + Hristiyan karışımı tarikat, üniversite gençliğini kendi menfaatlerine uygun bir şekilde kazanıp örgütlemeye çalışırdı.

O dönemlerin hükümetleri bu çalışmaları engellemeye çalışır, emniyet güçleri kendi alanlarında sık sık operasyonlar yapar, bunların hücre evlerine baskınlar düzenler, yakaladıklarını adlî makamlara teslim ederlerdi.

Ben son 30 yıldır Yehova Şahitlerine baskın yapılıp tutuklandıklarını duymadım, görmedim.

Zannediyordum ki bunların nesli kesildi, faaliyetlerine son verdiler.
Bir üniversite öğrencisinin konuyla ilgili karşılaştığı bir olayı, yakinen tanıdığım emekli bir eğitimciye anlatması beni endişeye sevk etti.

Her gün beş on gariban cemaat mensubunu yakalayıp tutukladıklarını öğünerek anlatan sorumluların, Yehova Şahitlerini görmezden gelmeleri ülke menfaatine uygun bir durum mudur?

İşte üniversite öğrencisinin o dehşetengiz yazısı:

“Abla, ben Hacettepe Üniversitesinde 3. sınıf öğrencisiyim.
Ve üniversiteye çok yakın bir konumda oturuyorum.
Bu bölgede özellikle son dönemde misyonerlik faaliyetleri bir hayli arttı.

Misyoner sayısı en az iki katına çıkmış durumda. Daha önce de bu insanlara zaman zaman şahit oluyordum.
Fakat hiç kimse yanıma yanaşıp bana herhangi bir teklifte bulunmamıştı.

Fakat dün akşam okul çıkışı berbere gittim.
Berberin önünde dikilirken bir bayan ve bir erkek yanıma yanaştı, omuzlarında çantaları vardı.
Selam verdiler.

Bayan olan, çantasının içinden bir tane broşür çıkartıp bana uzattı.
Ardından benimle konuşmaya başladılar.
İsrail vatandaşı olduklarını fakat Ukrayna’da yaşadıklarını söylediler.

Beni Yehova Şahitleri grubuna davet ettiler.
Eğer onlara tabi olursam, bana hem okul bitene kadar hem de okul bittikten sonra maddi manevi çok büyük destek vereceklerini,
istediğim yerde işe yerleştireceklerini,
hayatım boyunca ellerinin üzerimde olacağını söylediler.

Ben de onlara, böyle bir iyiliği hak etmek için benim onlar için ne yapmam gerektiğini sorunca,
“Şimdilik bize tabi olduğunuzu teyit edin yeter. İlerleyen dönemde ne yapmanız gerektiğini size bildirirler.” dediler.

Kabul etmediğimi söyleyince bana broşürü bıraktılar.
“Eğer gelmek istersen, orada internet adresi yazıyor. Oradan müracaat edersin.
Seni büyük ustalarla falan tanıştırırız. İstersen İncil ve Tevrat göndeririz, kitap desteğinde bulunuruz.
Maddi olarak yardıma ihtiyacın olursa da bize ulaş.” dediler ve yanımdan uzaklaştılar.

Eve dönünce telefonla durumu İstanbul’da üniversite okuyan kuzenimle paylaştım.
“Bizim üniversitenin etrafı da içi de aynı durumda.” dedi.

Ablacım, ben muhafazakâr bir ailenin çocuğuyum.
Bu yüzden bu insanların söylediği şeyler, yaptıkları teklifler beni çok etkilemedi.
Çünkü beni nasıl bir tuzağa çekmek istediklerinin farkındayım.

Fakat üniversitede okuyup bu tekliflerden etkilenebilecek çok fazla arkadaşım var.

Senin sayfan kalabalık, lütfen sayfandaki aileleri bu konu hakkında uyarır mısın?
Elleri çocuklarının üzerinde olsun.
Çocuklarındaki değişimi iyi takip etsinler.

Bir de emniyet güçlerimiz okul çevrelerini, öğrencilerin ikamet ettiği bölgeleri ve çevredeki kafeleri kontrol altına alsın.”

Dikkat: Her okuyan paylaşırsa çok insana ulaştırıp okunması sağlanır inşallah.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir